Randevu Oluşturun

Randevu oluşturmak veya uzman fizyoterapistlerimizden detaylı bilgi almak için bize ulaşın.

Impingement Sendromu (Omuz Sıkışması) Tedavisi (Antalya)

antalya omuz sıkışması tedavisi

İmpingement sendromu, omuz bölgesindeki yapıların sıkışması nedeniyle ortaya çıkan yaygın bir rahatsızlıktır. Bu durum, rotator cuff kasları ve bursanın subacromial alanında basınç altında kalmasıyla karakterize edilir. Birçok hasta, ameliyatsız tedavi yöntemlerinin etkinliğini keşfederek ağrı yönetiminde başarılı sonuçlar elde etmektedir. Konservatif tedavi yaklaşımları, fizik tedavi protokolleri ve ev egzersizleri, hastalığın erken evrelerinde önemli iyileşmeler sağlamaktadır. Hareket açıklığını artıran, kasları güçlendiren ve omuz stabilitesini restore eden egzersizler, klinik çalışmalarda anlamlı fonksiyonel kazanımlar göstermiştir. Aynı zamanda uygun postür alışkanlıkları ve yaşam tarzı değişiklikleri tedavi sürecinin ayrılmaz parçasıdır. Cerrahi müdahale ise belirli koşullar altında ve konservatif yaklaşımlar yetersiz kaldığında değerlendirilir. Doğru tedavi stratejisi seçilmesi, hastaların sağlıklarına ve yaşam kalitesine doğrudan etki etmektedir.

Omuz Sıkışma Sendromu Nedir ve Neden Ortaya Çıkar?

Omuz ekleminde rotator kılıf kasları ile akromion adı verilen kemik yapı arasındaki mesafenin daralması sonucu ortaya çıkan klinik tabloya impingement sendromu denir. Bu durum, omuz hareketleri sırasında yumuşak dokuların sıkışmasına ve ağrıya yol açar. Subakromiyal bölgede meydana gelen bu sıkışma, günlük aktiviteleri ciddi şekilde kısıtlar ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler.

Impingement sendromu ne demek sorusuna anatomik açıdan yaklaştığımızda, omuzun üst kısmında bulunan subakromiyal aralıktaki daralmanın tendon ve bursaların irritasyonuna neden olduğunu görürüz. Özellikle supraspinatus tendonu, akromion ile humerus başı arasında kalarak mekanik strese maruz kalır. Supraspinatus impingement sendromu nedir denildiğinde, işte bu spesifik tendonun sıkışma altında kalması ve dejenerasyona uğraması anlaşılmalıdır.

Subakromiyal impingement sendromu, omuz anatomisindeki bu kritik bölgede gelişen patolojik değişimlerin bir sonucudur. Akromiyoklaviküler eklem osteofitleri, kalınlaşmış korakoakromiyal ligament veya genetik olarak kanca şeklindeki akromion tipleri bu süreci hızlandırır.

Omuz Sıkışma Sendromu Nedenleri

Impingement sendromu neden olur sorusunun cevabı, hem anatomik hem de fonksiyonel faktörlerde yatmaktadır. Omuz sıkışma sendromu nedenleri çok yönlü bir yaklaşımla değerlendirilmelidir.

  • Tekrarlayan havai hareketler yapan mesleklerde çalışanlar ve sporcular yüksek risk altındadır
  • Skapular diskinezi ve postür bozuklukları subakromiyal aralığı daraltır
  • Rotator kılıf kaslarında zayıflık veya dengesizlik, humerus başının anormal hareketine neden olur
  • Yaşlanmayla birlikte gelişen dejeneratif değişiklikler ve kalsifik tendinit sıklıkla görülür
  • Travma sonrası gelişen anatomik değişiklikler kalıcı sıkışma yaratabilir

Klinik pratikte karşılaştığımız vakaların büyük çoğunluğunda birden fazla etyolojik faktör bir arada bulunur. Bu nedenle her hastanın bireysel risk profili dikkatlice incelenmelidir.

Omuz Sıkışma Sendromunun Belirtileri

İmpingement sendromu belirtileri genellikle sinsi başlar ve zamanla progresif bir seyir gösterir. Hastalar başlangıçta hafif rahatsızlık hissederken, tedavi edilmediğinde semptomlar şiddetlenir.

  • Kolun başın üzerine kaldırılması sırasında akut ağrı ortaya çıkar
  • Gece uyurken özellikle etkilenen omuz üzerine yatıldığında ağrı artar
  • Omuz hareketlerinde kısıtlılık ve güç kaybı gelişir
  • Belirli açılarda (genellikle 60-120 derece arası) karakteristik ağrılı ark oluşur
  • İlerleyen vakalarda istirahat halinde bile sürekli ağrı hissedilir

Semptomların erken dönemde tanınması ve müdahale edilmesi, kronik dejenerasyonu önlemek açısından kritik öneme sahiptir.

Omuz Sıkışma Sendromu Teşhisi İçin Hangi Test ve Görüntüleme Yöntemleri Kullanılır?

Omuz sıkışma sendromu tanısı, klinisyenin fizik muayene bulguları ile radyolojik görüntüleme yöntemlerini birlikte değerlendirmesi sonucunda kesinleşir. İlk aşamada impingement sendromu testi olarak bilinen provokasyon testleri uygulanır ve omuz ekleminin fonksiyonel durumu incelenir.

Fizik Muayenede Kullanılan Teşhis Testleri

Klinik muayene sırasında uygulanan impingement sendromu testi yöntemleri, subakromial bölgedeki sıkışmanın varlığını ortaya koyar. Bu testler sırasında hastanın ağrı yanıtı değerlendirilerek tanı sürecine katkı sağlanır.

  • Neer Testi: Klinisyen hastanın kolunu pasif olarak yukarı kaldırır ve internal rotasyon yaptırır. Bu hareket sırasında akromion ile humerus başı arasındaki yapıların sıkışması sonucu ağrı oluşur.
  • Hawkins-Kennedy Testi: Omuz 90 derece fleksiyona getirilir ve ön kol aşağı doğru bastırılarak internal rotasyon yapılır. Test pozitif olduğunda supraspinatus tendonu ile korakoakromial ligament arasında sıkışma meydana gelir.
  • Painful Arc Testi: Hasta kolunu aktif olarak abdüksiyona getirir ve 60-120 derece arasında karakteristik ağrı ortaya çıkar.
  • Jobe Testi: Supraspinatus kasının gücünü ve fonksiyonelliğini değerlendirmek için kullanılır.

Bu testlerin birden fazlasının pozitif çıkması tanı güvenilirliğini artırır. Ancak kesin tanı için görüntüleme yöntemlerine başvurulması gereklidir.

Görüntüleme Yöntemlerinin Tanıdaki Rolü

İmpingement sendromu MR çekimi, yumuşak doku yapılarının detaylı görüntülenmesinde altın standart olarak kabul edilir. Rotator manşet kaslarının bütünlüğü, tendon yırtıkları, bursa inflamasyonu ve kemik ödemi gibi bulgular MR görüntüleme ile net şekilde tespit edilir. Direkt radyografi ise akromiyon morfolojisi ve kemik spuru varlığını gösterir. İmpingement sendromu MR incelemesi, özellikle cerrahi planlama öncesinde anatomik varyasyonları ve lezyonların yaygınlığını belirlemede kritik öneme sahiptir. Ultrasonografi ise dinamik değerlendirme imkanı sunarak tendon hareketlerini gerçek zamanlı görüntüler.

Ameliyatsız Tedavi Yöntemleri: Konservatif Yaklaşımlar ve İyileşme Süreci

Omuz sıkışma sendromu tedavisi, vakaların büyük çoğunluğunda cerrahi müdahale gerektirmeden konservatif yöntemlerle başarılı sonuçlar vermektedir. İmpingement sendromu tedavisi kapsamında uygulanan ameliyatsız yaklaşımlar, hastalığın erken ve orta evrelerinde %80-90 oranında başarı sağlamaktadır.

Konservatif Tedavi Seçenekleri

İmpingement sendromu konservatif tedavi yöntemleri şu unsurları içermektedir:

  • İstirahat ve aktivite modifikasyonu: Omuz üstü hareketlerin sınırlandırılması, ağrıyı tetikleyen pozisyonlardan kaçınılması
  • Soğuk-sıcak uygulama: Akut dönemde soğuk kompres, kronik evrede sıcak uygulama ile inflamasyonun kontrolü
  • Fizik tedavi modaliteleri: Ultrason, TENS, lazer tedavisi gibi elektroterapötik uygulamalar
  • Manüel terapi teknikleri: Glenohumeral mobilizasyon, yumuşak doku masajı ve myofasyal gevşetme
  • Terapötik egzersiz programları: Rotator manşet güçlendirme, skapular stabilizasyon ve postür düzeltme egzersizleri
  • İntraartiküler enjeksiyonlar: Kortikosteroid enjeksiyonları ile inflamasyonun azaltılması

Bu tedavi modalitelerinin kombinasyonu, shoulder impingement sendromu tedavisinde sinerji yaratarak iyileşme sürecini hızlandırır. Klinik tecrübelerimiz, özellikle erken tanı konulan olgularda konservatif yaklaşımların yüksek başarı oranı gösterdiğini ortaya koymaktadır.

İyileşme Süreci ve Tedavi Süresi

Omuz sıkışma sendromu ne kadar sürer sorusu, tedavi protokolüne uyum ve hastalığın şiddetine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Akut vakalarda konservatif tedavi ile 4-6 hafta içinde belirgin iyileşme gözlenirken, kronik olgularda bu süre 3-6 aya kadar uzayabilmektedir.

İmpingement sendromu tedavi yöntemleri arasından seçilen konservatif protokol, hastanın yaşı, aktivite düzeyi ve eşlik eden patolojilere göre bireyselleştirilir. Subakromial sıkışma belirtilerinin ilk 6-8 haftalık konservatif tedaviye yanıt vermesi durumunda cerrahi müdahale genellikle gerekmemektedir.

Antalya impingement sendromu tedavisi dahil olmak üzere tüm coğrafi bölgelerde uygulanan standart protokoller, kanıta dayalı tıp prensipleriyle şekillenmektedir. İmpingement sendromu nasıl tedavi edilir sorusunun yanıtı, multidisipliner bir yaklaşımla hastaya özel tedavi planı oluşturulmasından geçmektedir.

Tedaviye yanıt vermeyen dirençli olgularda, konservatif yöntemlerin minimum 3-6 ay süreyle uygulanması sonrası cerrahi seçenekler değerlendirilir. Rotator manşet yırtığı, ileri derece kondral hasar veya yapısal anormalliklerin eşlik ettiği durumlarda ameliyat endikasyonu erken dönemde gündeme gelebilir.

Omuz Sıkışması İçin İlaç Tedavisi: Hangi İlaçlar Kullanılır?

İmpingement sendromu ilaç tedavisi, ağrı ve inflamasyonun kontrol altına alınmasında temel yaklaşımlardan birini oluşturur. Tedavi protokollerinde kullanılan ilaç grupları, hastanın semptom şiddeti ve fonksiyonel kısıtlılık düzeyine göre belirlenir.

Non-steroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ), impingement sendromunun ilaç tedavisinde birinci basamak seçenekler arasında yer alır. Bu ilaçlar prostaglandin sentezini inhibe ederek inflamatuar yanıtı azaltır ve ağrıyı hafifletir. İbuprofen, naproksen ve diklofenak gibi moleküller, rotator manşet tendonlarındaki ödem ve inflamasyonu kontrol eder. Tedavi süresi genellikle 2-3 hafta ile sınırlıdır ve daha uzun kullanımlarda gastrointestinal yan etkiler izlenebilir.

Kas gevşeticiler, omuz çevresindeki spazmların giderilmesinde destekleyici rol üstlenir. Subacromial bölgedeki kas gerginliği nedeniyle ağrı artan hastalarda tizanidin veya siklobenzaprin gibi ajanlar kısa süreli kullanılır. Bu ilaçlar merkezi sinir sistemi üzerinden etki göstererek kas tonusunu düşürür, ancak sedasyon yapıcı özellikleri nedeniyle dikkatli dozaj ayarlaması gerektirir.

Kortikosteroid enjeksiyonları, omuz sıkışması için hangi ilaç sorusunun cevaplanmasında önemli bir yer tutar. Subacromial alana uygulanan betametazon veya triamsinolon enjeksiyonları, dirençli vakalarda güçlü antiinflamatuar etki sağlar. Enjeksiyon sayısı genellikle yılda 3 ile sınırlandırılır, çünkü tekrarlayan uygulamalar tendon dejenerasyonuna yol açabilir. Lokal anesteziklerle kombine edilen bu enjeksiyonlar, tanısal değerlendirmeye de katkı sunar.

Analjezik destekler arasında parasetamol, hafif-orta şiddetteki ağrılarda NSAİİ’lere alternatif veya ek olarak kullanılır. Topikal NSAİİ formülasyonları ise sistemik yan etki riskini azaltarak lokal inflamasyon kontrolü sağlar. İlaç tedavisinin etkinliği bireysel yanıta bağlı olarak değişkenlik gösterir ve fonksiyonel rehabilitasyon programlarıyla desteklendiğinde optimal sonuçlar elde edilir.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Süreci Nasıl İşler?

Omuz sıkışma sendromu fizik tedavi sürecinde uygulanan yöntemler, hastanın fonksiyonel kapasitesini geri kazanmasında kritik rol oynar. Modern rehabilitasyon programları, kanıta dayalı tedavi protokollerini klinik deneyimle birleştirerek optimal sonuçlar elde etmeyi hedefler. Tedavi süreci, hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre özelleştirilerek planlanır ve düzenli olarak güncellenir.

Fizik tedavi seanslarında kullanılan modaliteler ve teknikler şunları içerir:

  • Ultrason tedavisi: Derin dokuların ısıtılmasını sağlayarak kan dolaşımını artırır ve inflamasyonu azaltır
  • TENS (Transkütanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu): Ağrı kapılarını kapatarak semptomatik rahatlama sağlar
  • Terapötik lazer uygulaması: Hücresel düzeyde iyileşmeyi hızlandırır ve doku rejenerasyonunu destekler
  • Manuel terapi teknikleri: Mobilizasyon ve manipülasyon ile eklem hareketliliğini optimize eder
  • Kinezyo bantlama: Propriyoseptif geri bildirim sağlayarak postüral düzeltmeyi kolaylaştırır
  • Kuru iğneleme (Dry Needling): Tetik noktaları hedefleyerek kas spazmını çözer ve ağrıyı kontrol altına alır

Impingement sendromu fizik tedavi protokolünde elektromotaliteler genellikle seans başlangıcında uygulanır. Bu yaklaşım, kasların gevşemesini ve sonraki terapötik egzersizlere hazırlanmasını kolaylaştırır. Manuel terapi teknikleriyse glenohumeral eklem mekaniğini düzeltmek amacıyla seansların orta bölümünde yer alır.

Antalya impingement sendromu tedavisi sürecinde rehabilitasyon aşamaları sistematik bir yapıya sahiptir. Bu yapılandırılmış yaklaşım, hastaların güvenli ve etkili şekilde ilerlemesini garanti eder.

Rehabilitasyon Aşamaları ve Progresyon

Omuz sıkışma sendromunda güncel teknikler kullanılarak oluşturulan rehabilitasyon programı üç temel aşamadan oluşur. Birinci aşamada ağrı kontrolü ve akut inflamasyonun yatıştırılması önceliklidir. Bu dönemde pasif hareket açıklığı egzersizleri ve yumuş doku mobilizasyonları uygulanır. İkinci aşama, aktif hareket genişliğinin artırılması ve skapular stabilizasyonun güçlendirilmesine odaklanır. Skapulotorasik ritmin restorasyonu, subakromial aralığın genişlemesi için vazgeçilmezdir.

Üçüncü aşamada fonksiyonel kuvvet kazanımı ve dinamik stabilizasyon çalışmaları ön plana çıkar. Rotator manşet kaslarının eksantrik güçlendirilmesi, omuz impingement sendromu FT protokolünün kritik bir bileşenidir. Progressive resistance training ile kas enduransı sistematik olarak artırılır.

İyileşme sürecinin zaman çerçevesi bireysel faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Hafif vakalarda 6-8 haftalık impingement sendromu tedavisi FTR programı yeterli olabilir. Orta şiddetteki durumlarda tedavi süresi 10-12 haftaya uzar. Kronik ve kompleks vakalarda ise 16-20 haftalık kapsamlı rehabilitasyon gerekebilir.

Tedavi protokolünün etkinliği, düzenli klinik değerlendirmelerle objektif olarak ölçülür. Shoulder Pain and Disability Index (SPADI) ve Constant-Murley skoru gibi fonksiyonel değerlendirme araçları, ilerlemenin izlenmesinde standart olarak kullanılır. Gonyometrik ölçümler hareket açıklığındaki değişimi kantitatif olarak belgeleyerek tedavi planının modifikasyonuna rehberlik eder.

Nöromusküler kontrol egzersizleri, propriyoseptif eğitim ile entegre edilerek uzun dönem başarı oranını artırır. Scapular dyskinesis düzeltilmediğinde rekürrens riski %40 oranında yükselir. Bu nedenle posterolateral skapular kasların aktivasyon paternlerinin optimizasyonu rehabilitasyonun ayrılmaz parçasıdır.

Evde Yapılabilecek Omuz Egzersizleri: Pratik Çözümler ve Ağrı Yönetimi

Omuz impingement sendromu egzersizleri, evde düzenli uygulama ile ağrı kontrolü ve fonksiyonel iyileşme sağlar. Omuz sıkışma sendromuna bağlı şikayetlerin yönetiminde sistematik egzersiz programları, subakromial aralığın genişlemesini ve rotator manşet kas dengesini optimize eder.

Germe Egzersizleri

Omuz impingement egzersizleri arasında germe hareketleri, kapsüler esnekliği artırarak sıkışma riskini azaltır. Posterior kapsül gerginliği, glenohumeral eklem mekaniğini bozarak superior translasyona yol açar.

  1. Posterior kapsül germe: Etkilenen kolu karşı omuza doğru yatay olarak çekin, sağlam el ile dirsekten destek verin. 30 saniye süreyle tutun, günlük 3 set uygulayın.
  2. Kol arkadan germe: Etkilenen kol sırtın arkasında havlu tutar pozisyonda, sağlam el ile havlunun üst ucunu yukarı çekin. 20 saniye tutma ile 4 tekrar yapın.
  3. Duvar köşe germe: Kapı pervazına her iki ön kolu yerleştirin, göğsü öne doğru itin. Pektoral kasların gerilmesi için 25 saniye tutun, 3 tekrar uygulayın.

Germe egzersizlerinde kasılma hissi normaldir, ancak keskin ağrı oluştuğunda hareketi durdurun. Egzersiz öncesi hafif ısınma, kas elastikiyetini artırarak etkinliği yükseltir.

Güçlendirme Egzersizleri

Omuz sinir sıkışması egzersizleri kapsamında güçlendirme programları, rotator manşet kas dengesini restore eder. Supraspinatus ve infraspinatus kaslarının zayıflığı, humerus başının superior migrasyonuna neden olur.

  1. Direnç bandı ile dış rotasyon: Dirsek gövdeye yapışık, 90 derece fleksiyonda tutulur. Bandı dışa doğru çekin, 12 tekrar x 3 set yapın.
  2. Skapular retraksiyon: Ayakta duruş pozisyonunda kürek kemiklerini birbirine yaklaştırın. 5 saniye tutarak 15 tekrar, günde 3 set uygulayın.
  3. Prone horizontal abdüksiyon: Yüzüstü yatış pozisyonunda kollar yanlara açılır. Başparmak yukarı bakar şekilde kolları kaldırın, 10 tekrar x 3 set yapın.

İlk 2 haftada hafif direnç kullanın, progressive olarak yükü artırın. Egzersiz sırasında kompensatuar hareketlerden kaçının, skapulotorasik stabiliteyi koruyun.

Mobilizasyon Egzersizleri

Eklem mobilizasyon teknikleri, glenohumeral hareket açıklığını artırarak sıkışma mekanizmasını azaltır.

  1. Sarkaç egzersizi: Masa kenarına yaslanarak gövdeyi öne eğin, etkilenen kol serbest sallanır. İleri-geri, sağa-sola ve dairesel hareketler yapın, her yön için 30 saniye uygulayın.
  2. Duvara tırmanma: Parmak uçları ile duvar boyunca yukarı çıkın, maksimum erişim noktasında 10 saniye tutun. Günde 5 tekrar yapın.

Mobilizasyon egzersizleri ağrı eşiğinin altında kalmalı, zorlanma olmaksızın hareket genişliğini artırmalıdır. Kapsüler paternlere göre direksiyonel mobilizasyon tercih edilir.

Isı Uygulama Teknikleri ve Ağrı Yönetimi

İmpingement sendromu ısı uygulama yöntemleri, inflamasyon fazına göre belirlenir:

  • Akut faz: İlk 48-72 saatte soğuk uygulama, 15 dakika seanslar halinde günde 4-6 kez yapılır
  • Kronik faz: Sıcak uygulama kas gevşemesini sağlar, egzersiz öncesi 10 dakika uygulanır
  • Kontrendikasyon: Açık yara, dolaşım bozukluğu, duyusal kayıp varlığında ısı uygulanmaz

Kriyoterapi, prostaglandin sentezini baskılayarak lokal analjezi sağlar. Termal ajanlar, metabolik aktiviteyi artırarak doku iyileşmesini destekler. Ağrı yönetiminde aktivite modifikasyonu esastır; baş üstü aktivitelerden kaçınılmalı, günlük yaşam aktiviteleri omuz nötral pozisyonda planlanmalıdır. Egzersiz programına uyum, 6-12 haftalık süreçte fonksiyonel düzelme sağlar.

Sık Sorulan Sorular

Randevu Nasıl Alınır?

Web sitemizdeki “Randevu Oluştur” butonuna tıklayarak telefon numaranızı bıraktığınızda, mesai saatleri içinde uzman ekibimiz size en kısa sürede geri dönüş yapar. Görüşme sırasında durumunuz değerlendirilir ve uygulamalarımızın size uygun olup olmadığına göre randevu planlaması yapılır. Bu görüşmelerde uzmanlarımıza tüm sorularınızı gönül rahatlığıyla iletebilirsiniz. Ayrıca 0242 999 00 91 veya 0554 133 30 80 numaralı telefonlarımızı arayarak ya da 0554 133 30 80 numaralı WhatsApp hattımıza mesaj göndererek de doğrudan bizimle iletişime geçebilirsiniz.

MR veya Röntgen Getirmem Zorunlu mu?

Önceden çekilmiş MR veya röntgen görüntülerinize e-Devlet üzerinden ulaşabiliyoruz. Bu nedenle fiziki olarak getirmeniz zorunlu değildir. Tanısı konmuş rahatsızlıklarınız dikkate alınarak; vücut yapınız, ağrı noktalarınız ve ağrı eşiğiniz doğrultusunda size özel bir terapi planı hazırlanır. Uygulamalar yalnızca lisanslı fizyoterapistler tarafından, kişiye özel ekipmanlarla gerçekleştirilir.

Terapi Uygulamalarını Kimler Gerçekleştiriyor?

Kliniğimizde yalnızca lisans eğitimini tamamlamış fizyoterapistler ve gerekli eğitimlerden geçmiş fizyoterapist yardımcıları görev yapmaktadır. Tüm uygulamalar, ilgili rahatsızlığın özelliklerine ve kişinin anatomik yapısına uygun şekilde planlanır ve profesyonel bir yaklaşımla uygulanır.

Uygulamalar Ne Kadar Güvenli? Yan Etkileri Var mı?

Kliniğimizde iğne, ışın veya ilaç gibi yan etki riski taşıyan yöntemler kullanılmaz. Tüm uygulamalar; manuel terapi teknikleri, bilimsel fizyoterapi yöntemleri ve onaylı cihazlar ile gerçekleştirilir. Nadiren bası uygulanan bölgelerde hafif kızarıklık oluşabilir; bu geçici ve beklenen bir durumdur. Uygulamalar yaşlı bireyler ve gebeler için de güvenle yapılabilir. Ancak fizik tedavinin uygun görülmediği (örneğin aktif kanser gibi) durumlarda, tedaviye başlanmadan önce doktor önerisi talep edilir.

Bu Uygulamalar Kesin Sonuç Verir mi?

İnsan sağlığı söz konusu olduğunda, hiçbir tedavi yöntemi —ameliyat dâhil— için %100 başarı garantisi vermek bilimsel değildir. Vücut çok sayıda faktörün etkileşim içinde olduğu karmaşık bir sistemdir. Ancak merkezimizde uyguladığımız terapilerde, danışan memnuniyeti %85’in üzerindedir. Yalnızca fayda sağlayabileceğimize inandığımız durumları kabul ederek, başarı oranımızı yüksek tutuyor ve başvuran kişilerin zamanını ve umudunu boşa harcamamaya azami özen gösteriyoruz.